Şeytan Taşlama Sırası Nasıl? Bilimsel Bir Bakışla Anlatıyorum Eskişehir’de, günlerim araştırmalar ve akademik yazılarla geçiyor ama arada insanın kafasında tuhaf sorular da oluyor. Mesela, Hac ibadetinin önemli bir parçası olan şeytan taşlama sırası. Her yıl binlerce kişi, o taşların etrafında dönerken, “Şeytan taşlama sırası nasıl?” sorusunu sormaktan alıkoyamıyor kendini. Herkesin aklındaki bu soruyu, merak uyandıran bir şekilde, hem bilimsel hem de herkesin anlayabileceği bir dille açıklamaya çalışacağım. Şeytan Taşlama: İslam’da Anlamı ve Önemi İlk önce, şeytan taşlamanın ne olduğunu kısa bir şekilde hatırlayalım. Hacda, Mina’da yapılan şeytan taşlama, İbrahim peygamberin (AS) şeytana karşı duruşunun simgesel bir gösterisidir. Bu ritüelde, Müslümanlar,…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Hanefi ile Sünni Aynı Mı? Pedagojik Bir Bakış Öğrenmenin gücü, insan hayatını dönüştüren ve şekillendiren bir etkendir. Bu yazıda, öğrenmenin yalnızca bilgi aktarımından ibaret olmadığını; aynı zamanda toplumun farklı kesimlerine dair anlayış ve hoşgörü geliştirme süreci olduğunu keşfedeceğiz. “Hanefi ile Sünni aynı mı?” sorusu, dinî bir terim olmanın ötesinde, toplumsal yapılar ve kültürel anlayışlar arasında derin bir farkındalık yaratabilir. Bu yazı, bu soruyu pedagojik bir bakış açısıyla ele alacak ve öğrenmenin, farklılıkları anlamada ve hoşgörü kültürü yaratmada nasıl bir rol oynayabileceğini tartışacaktır. Hanefi ve Sünni: Temel Kavramlar Öncelikle, Hanefi ve Sünni terimlerinin ne anlama geldiğine kısaca değinelim. Sünnilik, İslam’ın en…
Yorum BırakÖstrojen Kimlere Verilir? Bir Eleştirel Bakış Östrojen, kadınların vücudunda doğal olarak bulunan önemli bir hormondur. Ancak, bu hormon zaman zaman tıbbi müdahalelerle dışarıdan verilir. Pek çok kişi östrojenin sadece kadınlar için olduğunu düşünse de, aslında bu hormon bazen erkeklere de verilebilir, hatta menopoz tedavisi veya hormon tedavisi gören trans bireyler için kritik bir tedavi olabilir. Ancak işin içine östrojen girdiğinde, sadece biyolojik değil, toplumsal ve kültürel anlamlar da devreye giriyor. İzmir’in sokaklarında, sosyal medyada, tartışmalarda… Her yerde östrojenin kimlere verileceğine dair yapılan tartışmalar var. Peki, bu soruya vereceğimiz cevap gerçekten o kadar basit mi? Gelin, biraz daha derinlere inelim. Östrojenin…
Yorum BırakEvre 4 Kondromalazi: Edebiyatın Dönüştürücü Gücüyle Bir Sağlık Hikayesi Edebiyat, sözcüklerin gücünden doğar ve her bir kelime, bir evrenin kapılarını aralar. İnsanlık, kelimeleri yalnızca iletişim aracı olarak değil, aynı zamanda kendini anlama ve dünyayı dönüştürme aracı olarak kullanmıştır. Her bir anlatı, bir yolculuğa çıkar, bilinçaltının derinliklerine iner ve bireyin içsel dünyasında yankılar uyandırır. Bir kelime, bir cümle, bir parantez arkasında insanın fiziksel, psikolojik ve ruhsal derinliklerine dair izler bırakabilir. İşte “evre 4 kondromalazi” gibi karmaşık bir terim de, görünüşte sadece bir tıbbi tanımlamadan çok daha fazlasıdır. Edebiyatla bakıldığında, bu tanım bir insanın bedenindeki büyük bir kırılma, bir değişim, belki de…
Yorum BırakBilgisayarın İçindeki Parçalar: Ekonomik Perspektiflerden Derinlemesine Bir İnceleme Bir bilgisayar, bizim için vazgeçilmez bir araç. Ancak, çoğumuz bu teknolojinin ardındaki derin ekonomik bağları fark etmiyoruz. Bir bilgisayarın içindeki her bir parça, sadece teknolojik bir gereklilik değil; aynı zamanda kaynakların kıtlığı, seçimlerin sonuçları ve ekonomik teorilerin nasıl işlediğine dair birçok önemli soruyu gündeme getiriyor. Peki, bilgisayarın içindeki parçalar ne anlama geliyor? Bu parçaların üretimi, dağıtımı ve tüketimi ekonomik açıdan nasıl şekillenir? İşte tam da bu soruları sorarak, teknoloji ve ekonomi arasındaki karmaşık ilişkiyi keşfetmeye başlıyoruz. Her gün karşılaştığımız bu teknoloji dünyasında, bilgisayarların içine bakarken aslında daha geniş bir ekonomik bakış açısıyla…
Yorum BırakSiyaset ve Toplumsal Düzen: İktidar, Kurumlar ve İdeolojiler Üzerine Bir Analiz Toplumlar, tarihsel olarak şekillenen güç ilişkileri üzerinden kendilerini var ederler. İnsanlar, bir arada yaşamaya başladıklarından beri, birbirleriyle etkileşimlerini belirleyen normlar, kurallar ve hiyerarşiler geliştirmişlerdir. Bu kurallar, genellikle iktidarın elinde şekillenir ve toplumun düzenini sağlar. Fakat düzen, her zaman herkes için eşit olmuştur diyebilir miyiz? Meşruiyet ve katılım gibi kavramlar üzerinden güç ilişkilerinin dinamiklerini tartışırken, toplumsal yapıların, kurumların ve ideolojilerin nasıl birbirini dönüştürdüğüne dair derinlemesine bir inceleme yapmamız gerekiyor. İktidarın Meşruiyeti ve Kurumların Rolü İktidar, sadece bir grubu yöneten, onun iradesine hükmeden güç değildir. Daha çok, toplumun belirli normlarına dayalı…
Yorum BırakBankalar Kaçta İşleme Başlar? Bir Felsefi Düşünme Denemesi Bir sabah, alarmın sesiyle uyanıp saatime bakarken, bir soru aklıma takıldı: “Bir sistemin başlaması, bir kurumun işlemeye başlaması ne kadar doğaldır? Bunu belirleyen nedir? Saatin çarklarının dönmeye başlaması mı, yoksa o saatlere yüklediğimiz anlam mı?” Bankaların çalışma saatleri de tam bu noktada düşündürücü bir örnek sunuyor. Bankalar, her sabah saat 9:00’da işlemeye başlar; peki, bu saat, bu saat dilimi gerçekten mantıklı bir seçim mi? Ya da başka bir deyişle, bankaların işleme başlama saati bir toplumsal yapının, bir zamanın ve belki de bir varoluş biçiminin ifadesi midir? Felsefi bir bakış açısıyla, “Bankalar saat…
Yorum BırakDublör Ne Demek TDK? Bir ‘Yedek Adam’ Macerası İzmir’de 25 yaşında, arkadaş ortamında her fırsatta espri yapan, ama içten içe her şeyi fazla düşünen bir genç yetişkin olarak size itiraf ediyorum: Dublör kelimesi bende hep farklı çağrışımlar yapar. TDK’ye göre dublör, “başka birinin yerine, özellikle tehlikeli sahnelerde rol alan kişi” olarak tanımlanır. Ama benim kafamda, dublör aslında bir nevi “yedeğim”dir. Yani, zor bir durumla karşılaştığımda onu devreye sokarım, sonra o da gider ve ben rahatça hayatıma devam ederim. Ama tabii, dublörlük biraz daha karmaşık bir şey. Dublör Ne Demek? TDK Açıklaması Dublör kelimesinin TDK’deki tanımını hepimiz biliyoruz: “Başka birinin yerine,…
Yorum BırakHayal İçinde Ne Zaman Yazıldı? Gelecekteki Hayatımızı Düşlerken Ankara’da yaşayan 28 yaşında, teknolojiye meraklı bir insan olarak, geleceğe dair pek çok soru kafamda dönüp duruyor. Özellikle teknoloji ve insan ilişkileri üzerine düşündükçe, bazen ne kadar heyecanlanıyor, bazen de kaygıya kapılıyorum. Son zamanlarda kafama takılan bir soru var: “Hayal içinde ne zaman yazıldı?” diye düşünüyorum. Bu soruyu geleceğe dair bakış açımla irdelemek, hem umutlu hem de kaygılı taraflarımı ortaya koyuyor. Şimdi size bu soruyu, 5-10 yıl sonra nasıl bir dünyada yaşayacağımızı düşünerek yanıtlamaya çalışacağım. Belki bir kısmı tamamen hayal ürünü olacak, ama belki de gerçekten de bir gün sıradanlaşacak şeylerdir. Gelecekte…
Yorum BırakRealizm: Edebiyatın Derinliklerine İniş ve Gerçekliğin Duygusal Yansıması Edebiyat, kelimelerin gücüyle ruhları aydınlatan, zihinleri harekete geçiren bir sanattır. Her kelime bir dünyayı taşır içinde; bir anı, bir duygu, bir düşünceyi… Yazılmış her satır, yalnızca kelimelerden ibaret değil, duyguların, toplumun, bireylerin içsel yolculuklarının yansımasıdır. Edebiyatın en güçlü yanlarından biri de, gerçekliği dönüştürme ve onu daha anlamlı bir biçimde anlatma gücüdür. İşte bu bağlamda realizm, edebiyatın toplumsal, bireysel ve psikolojik anlamda gerçeği en çıplak haliyle ele aldığı bir yaklaşımdır. Realizm Nedir ve Hangi Görüşü Savunur? Realizm, 19. yüzyılın ortalarında, özellikle Fransız edebiyatında başlayan ve kısa zamanda tüm Avrupa’ya yayılan bir edebi akımdır.…
Yorum Bırak