Rehberden Kişi Neden Silinmiyor?
Bazen birini silmek, bir şeyleri kaybetmek gibi gelir insana. Gerçekten de kaybetmek midir? Yoksa silmek, her zaman bitişi, sonu, bir sayfanın kapanışını mı simgeler? Rehberden birini silmek, gözümüzün önünden silinmesi anlamına mı gelir? Yoksa bu silme işlemi, aslında daha derinlerde, kendi içimizde bitmeyecek bir şeyi gösteriyor olabilir mi?
Ben, Kayseri’de yaşayan, 25 yaşında, duygularını saklamaktan pek hoşlanmayan biri olarak, hayatımda bazen bu soruları sordum. Belki de bunları, bir arkadaşımın adını rehberimden silemediğim için sordum. Ama bu kadar basit bir mesele değilmiş meğerse…
Birini Silmek Mi, Unutmak Mı?
Geçtiğimiz kış günüydü. Kayseri’nin karla kaplı sokaklarında yürürken, bir an telefonuma baktım. O an, o eski adı rehberimde gördüm. İsmine tıkladım, telefon numarasına göz attım. Birkaç saniye sonra parmaklarım otomatik olarak silmeye gitti, parmak ucum ekranın üst kısmına kayarak “Sil” tuşuna doğru ilerledi. Fakat bir şeyler beni durdurdu. Bir an duraksadım. O tuşa basamadım.
Bunu defalarca düşündüm, bu kadar netti aslında: “Bitti.” Ama bir şeyler… bir şeyler yoktu. Bir hüzün vardı, belki de eski bir dostluğun kaybolmuşluğu. “Silmek gerek,” dedim kendi kendime, “geçti gitti, bu artık geçmişin bir parçası.” Ama yine de bir türlü başaramadım. O anda, telefonun ekranına bakarken, duygularım birbirine karıştı.
Eski Bir Arkadaş, Bir Zamanlar…
Bir zamanlar, o kişiyle çok yakın olduğumuzu hatırlıyorum. Zamanla her şey değişti tabii ki. Mesajlar, saatlerce süren telefon görüşmeleri, gülüp eğlendiğimiz günler… Ama bir şekilde, işler birden soğudu. Birden bire uzaklaştık. Birinin bu kadar hızlı kaybolabilmesi garipti. Hani bir arkadaşınızla yıllar geçse de bir selamla, bir gülüşle her şey geri gelirdi ya… İşte o an, her şeyin geri gelmeyeceğini anladım.
Bazen insan, gerçekten anlamadığı bir boşluğa düşüyor. Anlamadığım bir şey vardı: Neden birini tamamen silmek, kopmak o kadar zor? Gerçekten bir “hayır” dedikten sonra, o kişinin numarasını telefonundan silmek niye bu kadar acı veriyordu? Artık görüşmüyorduk. Hiçbir şey eskisi gibi değildi. Ama silmek… işte o, gerçekten bir şeylerin sonu gibi geldi bana. Rehberden birini silmek, hiç istemediğiniz bir şekilde bir ilişkiye veda etmek gibiydi.
Yaşanmışlıklar Silinir mi?
O anlarda, eski bir hatıra gözlerimin önünden geçti. Birlikte gittiğimiz kafeler, bazen geceyi sabaha bağlayan sohbetler… O kadar anlamlıydılar ki, silmek bu anıların içindeki duyguları tamamen ortadan kaldırır mıydı? Birini silmek, o anları silmek demek miydi?
Belki de kaybedilen her arkadaşlık, zamanın sadece bir anlık kayboluşu gibidir. Silmek, geçmişte kalan ama hala içinde bir iz bırakan birini unutmak değil, aslında onun ruhunu içimizden silmek gibidir. “Unutmak” başka bir şey, “silmek” bambaşka… Silmek, bir adımı kaybetmek gibi bir şey.
O gece, telefonumu bir kenara koyarak sadece pencereden dışarıya baktım. Kayseri’nin sokakları karla kaplıydı ve sokak lambaları sarı ışıklar saçarak karın üstüne vuruyordu. Kar, her şeyi kapalı bir örtüyle sarar, gizler ama bir şekilde her şeyin bir izi kalır. Tıpkı bizim yaşadığımız gibi. Silmek, belki her şeyi gizler, ama bir izi kalır.
Bir Zamanlar Yakın Olduklarımız
Bir zamanlar yakın olduğumuz o kişiyle aramda geçenleri düşündüm. Birinin bir zamanlar “yakın” olması, aradaki mesafelerin hızla ne kadar artabileceğine dair garip bir ders olmuştu. Gerçekten yakınken, sanki o ilişki sonsuza kadar sürecek gibi hissedersiniz. Ama hayat, insana bazen hiç beklemediğiniz şekilde veda ettirir.
Mesajlar silinmişti ama o “arkadaş”ın yeri hala ruhumda bir köşe tuttu. Belki de silmek yerine onunla yüzleşmeyi, geçmişi kabullenmeyi öğrenmeliydim. Fakat silmek, biraz da cesaret istiyordu. Birini silmek, bir şeyin bittiğini kabul etmekti ve ben henüz o kabulü yapmaya hazır değildim. Belki de her şeyi bu kadar hızlı kaybetmek, beni savunmasız hissettirmişti.
Sonra Ne Oldu?
Bir hafta sonra, bir sabah birden aklıma geldi. O kişiye mesaj atmayı düşündüm. Ama o an, bir mesaj atmanın da anlamı olmayacağını fark ettim. Gerçekten silmek, sanki bir kapı aralamak gibiydi. O kapıyı açtığınızda geçmişte kalan şeylerle yüzleşmeye hazır olmalıydınız. Ama ben, hala hazır değildim.
Telefonumun rehberine tekrar baktım. O kişi orada duruyordu. Rehberimde silmediğim bir hatıra, silmeye cesaret edemediğim bir geçmiş… Belki de silmek, insanın gerçekten geçmişi kabul etmesi için bir yoldu. Ama hala silmeye cesaret edemedim.
Sonuçta…
Rehberden birini silmek, aslında sadece telefonunuzdaki numarayı silmekten çok daha fazlasıdır. Bu, bir ilişkideki duyguları, kayıpları, hayal kırıklıklarını ve geçmişi kabul etmeyi gerektirir. Silmek, bazen sadece geçmişi terk etmek değil, kendi iç yolculuğumuzda bir adım atmaktır.
Benim için o an, geçmişi silmek değil, onunla yüzleşmek için bir zaman daha gerekiyordu. Çünkü silmek, bazen en kolay yolu seçmek anlamına gelir. Ama bazı şeylerin unutulması, aslında hatırlanması gerekenlerden daha zorlayıcıdır. Rehberdeki o isim hala duruyor. Belki bir gün silerim. Ama şu an için, onu silmektense hatırlamak ve kabul etmek daha önemli.